Mahrem | Konular | Kitaplar

HAREMLİK - SELÂMLIK ÜZERİNE

"Harem"Arapça bir kelimedir ve "kişinin îtina ile koruduğu, uğrunda mücâdele ettiği şey" demektir. Bir hadîs-i şerifte "Malı uğrunda öldürülen şehittir, canı uğrunda öldürülen şehittir, dîni uğrunda öldürülen şehittir, ırzı uğrunda öldürülen şehittir"(Buhâri, Mezâlim 33)buyrulmuştur. Bu hadîs-İ şerif bir bakıma İslâm'da "Îtina ve ihtimamla korunması gereken"kıymetleri saymaktadır. Kişinin "ırzı"da korunması gereken değerlerin en önemlilerindendir. Bu bakımdan "harem"telakkî edilmiş ve kötü ellere, kem gözlere karşı titizlikle korunmuştur.

Bütün bu mânâlar göz önünde bulundurularak, "harem, herkesin girmesine müsâade edilmeyen, saygıdeğer ve mukaddes yer"diye târif edilmiştir. Bu mevzuuda M. Zeki Pakalın'ın Tarih Deyimleri ve Terimleri'ndeki bir târif ise şöyledir:

"Harem, sarayla konakların ve evlerin kadınlara mahsus kısmına verilen addır. Bu yere "Harem Dairesi"de denilirdi. Erkeklerinkine ise, 'selâmlık' adı verilirdi. Harem, zevce mânâsına da gelir. Yine Harem, girilmesi memnû (yasak) olan yer, mukaddes ve muhterem olan şey demektir. Bundan dolayıdır ki, eskiden haremlik ve selâmlık diye ikiye ayrılan saray ve konakların girilmesi memnû olan harem kısmı, kadınların ikâmetine mahsustu." (Harem maddesi)
"Selâmlık"ise yine Arapça bir kelime olup "selâm"a, Türkçe yapım eki olan "lık" ilâve edilmiş, "selâm ve selâmlaşma yeri" mânâsında bir ıstılâhtır. Yani "Haremlik"in mukâbili olan mekân demektir ki, konaklarda erkeklere mahsus daireye verilen isimdir. "Selâmlık Dairesi"de denilirdi.

"Haremli ve Selâmlık"ın tarihî seyrine gelince... Öncelikle bu mevzuu ile alâkalı bir âyet-İ kerimeyi ele alalım. Âyet-i Kerime, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz'in Zeynep vâlidemizle evlendiklerinde verdikleri ziyâfet sırasında, bazı sahâbilerin oturma ve sohbeti sıkıntı verecek biçimde uzatmaları üzerine, onları ikaz için nâzil olmuştur:

"Ey mü'minler! Bir yemek için size izin verilmiş olması hâli müstesnâ, Nebî (s.a.v.)'nin evlerine girmeyin (yemeğe çağrılıp da girdiğiniz vakit ise) yemek kabını gözetlemeyin. Dâvet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın. (Yemekten sonra) sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber (s.a.v.)'i üzüyor; fakat o, (size bunu söylemekten) utanıyordu. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber (s.a.v.)'in hanımlarından birşey istediğiniz zaman, hicap (perde) arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalbleriniz, hem de onların kalbleri için daha temiz bir davranıştır..." (S.Ahzâb, 53)

Buhârî'nin naklettiğine göre, Hz. Ömer (r.a.)'in, "Ey Allah'ın Resûlü, senin yanına iyiler de giriyor, kötüler de... Mü'minlerin annelerine 'hicâp' emretseniz nasıl olur?" demesi üzerine bu âyet-İ kerime indirildi. Enes bin Mâlik hazretlerinin anlattığına göre ise, "Düğün yemeğine gelenler dağıldıktan sonra geldim ve 'Ey Allah'ın Resûlü, gittiler'dedim. Hemen kalkıp odasına girdi. Ben de girmek üzere kalktım ama, önüme hicâp (perde) çekiverdi de bu âyet indirildi." Âyet-i kerimenin nûzül sebebi ile alâkalı en sağlam rivâyetler bu ikisidir.

Âyet-i kerimede geçen bu hükme, bütün kadınlar dahildir. Çünkü mü'minler, Allah Teâlâ'nın sadece Resûlüne has kıldığı hükümler dışında ona uymak ve onu örnek almakla memurdur. O halde, eve gelen erkek müsâfirlerle evin hanımı ve diğer kadınlar arasında bir engel (ayrı oda veya perde) bulunmalı... Ve yine erkekler kadınlardan bir hâcet isteyeceklerse, bunu perdenin arkasından istemelidirler. Tabiatıyla bu çeşit bir hâcet perde arkasından isteniyor ve ihtiyaç hâlinde dahi bir araya gelinemiyorsa, ihtiyacın olmadığı zamanlarda kadınların yabancı erkeklerle, ev içi oturmaları tarzında bir arada olmaları bu âyetin beyânına aykırı olur. Çünkü sohbet ülfeti, ülfet de alâkayı kolaylaştırır. Bu yüzden olmalıdır ki, İslâm'da kayınlar gibi yakın-yabancıyla halvet "ölüm" sayılmıştır.

Elmalılı merhum, mezkûr âyetin tefsirinde şu açıklamayı yapmıştır:"Artık onlara soracaklarınızı bir hicâb, yani göörülmelerine mâni bir perde, bir siper arkasından sorun. Bundan böyle Harem farz kılınmıştır ki, o zamana kadar Araplarda âdet değildi."(6/3921)

hulâsa, Harelik ve Selâmlık'tan gâye; ırzın ve mahremiyetin muhâfazasıdır. O halde mü'min; bu gâye ve hedeften uzaklaştırıcı hâl ve hareketlerden, karma meclis ve oturumlardar uzak kalmalıdır.

Fazilet Takvimi

Konular